Mukaddes Hz. Kazımeyn (a.s.) Türbesi Heyeti Başkanı Şeyh Adiyy el-Kazımî; İmametin ilahi bir tekvîn olduğunu ve insanların Masum bir İmam’ın atanmasına karışmasının imkansız olduğunu söyledi.
Şeyh el-Kazımî’nin bu konuşması Irak Mukaddes Türbeler heyeti Hindistan’daki VII. Müminlerin Emîri’nin (a.s.) Festivali etkinliklerinin bir parçasıydı.
Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi tarafından bu yıl Hindistan’ın Bombay şehrinde yedincisi düzenlenen festivalin sloganı “Müminlerin Emîri (a.s.) İmametin Harun’u ve Kıyamet Günü Şahidi” olarak belirlendi. Üç gün boyunca devam edecek olan festivalin amacı; Hz. İmam Ali’nin (a.s.) velâdeti hatırasını anmak, Ehlibeyt’ (a.s.) kültürünü yaymak ve Ehlibeyt’i (a.s.) tanıtmak.
“Hiç kuşku yok ki İmamet; ilahi bir tekvîndir, (atanması) sadece ve sadece Yüce Allah tarafından kılınmıştır. İnsanların o makama birini atamaya ya da o makama birini getirmeyle bir ilgisi yoktur. Hatta öyle bir seçilmedir ki bu; başka hiçbir makama seçilmiş olmak ona yaklaşamaz.”
“Bugün bu bereketli platformda işin aksi yönünden söz etmek istiyorum. Eğer İmam, Yüce Allah (Azze ve Celle) tarafından tüm insanlar için İmam kılınmış ise; kişi kendisini nasıl O İmam’ın izinden giden bir birey haline getirebilir?”
“İşin bir yanı İmam’ın atanmasına bizim hiçbir müdahalemizin olmayışıdır. İşin öbür yanı ise kişinin İmam’a itaatkâr ya da isyankar, onu yarı yolda bırakan bir kimse olup olmama konusunda tam bir hürriyet sahibiyiz, bu hususa canımızın istediği şekilde müdahele edebiliriz. Hatta kişi – Allah’a sığınırız – İmam’a düşman olan kimselerden biri olmaya bile varabilir. Belki de insanların çoğu bu hakikat konusunda gaflet içerisindedir.”
relatedinner
“Bu soruya cevap olmaya en yakın yanıt, yine Muvahhidlerin İmami ve Dinin Arıbeyi Hz. İmam Ali b. Ebi Talib’in (a.s.) şu hadisinde yer almaktadır: ‘İmamınız dünyasını iki toprak parçacığı ile geçindirir, yiyeceğini iki ısırıkla sağlar. Şüphesiz ki, siz buna güç yetiremezsiniz. Ancak bana takva, çaba, iffet ve doğru yolda ayağınız kaymadan ilerleyerek yardım ediniz’”
“Öyleyse ey Ali’yi ve Ali’nin evlatlarını (Allah’ın salât ve selâmları hepsinin üzerine olsun) seven Müminler; İmamımız bizden Yüce Allah’ın haramlarından yüz çevirmeyi, ilim tahsili için çaba harcamayı, Yüce Allah’a itaat ve ibadeti, şüpheli işler ve fuzulî sözler konusunda iffetli olmayı, sağlam görüşü aramayı ve bilhassa şüphelerin de ilim sahibi olduğunu iddia edenlerin de çoğaldığı bu zamanda ihtiyat göstermeyi istemektedir.”
“İşte bu ipler aracılığıyla bize sürekli kötülüğü emreden inatçı nefislerimizi dizginleyebilir ve onu İmamet sahasına, hikmet pınarlarına sürebiliriz. Böylelikle Onlar’ın nuruyla aydınlanan, Onlar’ın sevgisinde (kibri ve bencilliği) eriyen ve Onlar’ın kurtuluş ve güven diyarlarına doğru seyreden (yolculardan) olabiliriz.”
