Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi Şer'i Mütevellisi Muhterem Allame Seyyid Ahmed es-Safi, siyer kitaplarının Hz. Peygamber'in (s.a.a.) okuma yazma bilmediği iddialarına cevap verdi. Hz. Peygamber'in (s.a.a.) vasiyetini yazma talebinin, okuma yazma bildiğini açık şekilde gösterdiğini vurguladı.
Bu, üçüncü Uluslararası İmamet Haftası'nın ilk araştırma oturumu faaliyetleri kapsamında araştırmacı Şeyh Ziyaeddin Ala el-Kerbelai'nin “Hz. İmam Hasan Mücteba'nın (a.s.) Cunade bin Ümeyye'ye Vasiyeti Örneğinde: Ölüm Anında Terbiyevi Vasiyetler“ başlıklı araştırması hakkındaki müdahalesinde geldi.
Seyyid Safî şöyle dedi: "Benim aslında sorum değil, olaydan faydalanmak için bir katkım olacak. Hz. Peygamber'in (s.a.a.) şerefli hayatının son anlarındaki vasiyeti, sahâbeleri arasında çıkan problem nedeniyle yazılamadı ve sonuçta onları evinden dışarı attı. Ancak (bu hadis aynı zamanda da) Hz. Peygamber'in (s.a.a.) söylediği bu cümle, siyer kitapları arasında meşhur olan O'nun (s.a.a.) okuma yazma bilmediği görüşünü çürütür! Hz. Peygamber (s.a.a.) 'Bana divit ve hokka getirin, size (vasiyet) yazayım' diye buyurmuştur. Yazma işini faile nispet etmek gerçek nispet demektir, yani 'size bir kitap yazdırayım' demedi, 'size bir kitap yazayım' dedi (Yazmaktan söz ederken ettirgen bir fiil çatısı kullanmadı - Editör). Bu sözü, eğer onu yapabilecek kabiliyeti olmasaydı söyleyemezdi. Bu da bizim Hz. Peygamber'in (s.a.a.) okuma yazma bildiği inancımıza uyar. Hz. İmam Sadık'ın (a.s.) sözünden birçok yerde belirttik, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) okuma yazma bilmediğini söyleyenlere sert davranırdı, onlara 'yalan söylediler' diyerek cevap verirdi."
Seyyid Safî “Bu fiil gerçekleşmese de, Hz. Peygamber'in (s.a.a.) yazma imkanından cümle bağlamından faydalanılabilir" dedi.
Seyyid Safî “Başkalarının soru sormaktan çekinmesi konusunda belirttiğiniz ikinci nokta hakkında (şunu demek isterim); evet bu bazı durumlarda doğrudur. Bazıları ya karşısındakiyle alay ederek ya da aciz duruma düşürmek maksadıyla (bu soruyu) soruyordu, yani soru gerçek anlamda sorulmuş değildi. Hz. İmam Ali (a.s.) bazı oturumlarında 'Beni kaybetmeden önce sorun bana’ dediğinde, Eş'as ona belki alay etme belki de aciz duruma düşürebileceğini sanarak “sakalındaki kıl sayısı ne kadar?!” diye sordu. Tabii İmam (a.s.) yüce konular hakkında konuşuyor, karşısında Hz. İmam'ın (a.s.) söylediklerini anlayacak akılların olması gerektiği halde, bu ne idüğü belirsiz kişi bu soruyu sorarak alay ediyor…”
Hz. İmam’ın (a.s.) gelecekle ilgili bazı konuları da açıkladı. (Eş’as’a) ‘Senin sulbünden şöyle bir kimse çıkacak ki…” diyerek hadiste geçenlere değindi.
relatedinner
Seyyid Safi katkısını şöyle bitirdi: "Evet, o kimseler ya kibir, hırçınlık ya da cehaletten çekiniyorlardı. Mübarek rivayetlerde Şeyh'in belirttiği gibi, ona faydalı olabilmek için bir bedevinin gelip soru sormasını bekliyorlardı."


