Bahemra’da öldürülen Kızıl Gözlü Devrimci (Allah O'ndan razı olsun) hakkında ne biliyorsun?

Allah (Azze ve Celle) Irak topraklarını birçok özellik ile ayrıcalıklı kılmıştır. Bunlardan biride Pâk Ehlibeyt İmamları’nın (Allah'ın selâmı hepsine olsun) ve zürriyetlerinin yattığı toprak oluşudur. Irak’ta Nübuvvet Hânedânı’nın bir evlâdının yatmadığı ya da Onlar’a ait bir makamın ya da nişânenin dikili olmadığı bir bölge bulmak neredeyse mümkün değil. Her şehir ya da bölgede Allah-u Teâlâ’nın kullarına rahmet olarak indirdiği, onlara sığınanları kötülükten koruduğu, ihtiyaçlarını karşıladığı, dertlerini çözdüğü rahmet kapılarından bir kapı ile karşılaşmak mümkün.

Ancak Irak aynı zamanda bir özelliğe daha; Ataları Hz. İmam Huseyn’in (Allah'ın selâmı üzerine olsun) devriminin ve nurunun izinden giderek zulmü reddeden ve zillete karşı kılıçlar altında ölümü tercih eden Nübuvvet Hânedânı’nın (Allah'ın selâmı hepsine olsun) devrimcilerinin kıyamlarını başlattığı yer olma niteliğine de sahiptir.

Tarihe baktığımızda Abbasî rejimi yöneticisi Mansur El-Devânîki’nin döneminde gaspedilmiş hakkı sahiplerine geri getirme konusunda bariz bir role sahip olan Şii hareketler ile karşılaşmaktayız. Bunlardan biri de Bahemrâ’da katledilen Şehîd Seyyid İbrahim b. Abdullah b. Hasan-el Musennâ’nın kıyamıdır. Şehid Seyyid İbrahim gerçekleştirdiği ayaklanma esnasında İslam topraklarının büyük şehirleri olan Basra, Ahvaz, Vasıt, Medain gibi çok sayıda şehri kontrol altına almayı başarmıştı. Ayaklanma öylesine güçlenmişti ki Mansur El-Devânîkî yönetiminden çıkan yerlerin genişledikçe genişlemesi yüzünden gözlerine uyku girmez ve kaçıp gitmeyi düşünür olmuştu. Yaşanan ayaklanmanın gücü sadece seçkinler değil halkın geneli tarafından da hissediliyordu artık.

Bugün Alevî hanedanının evlâdı olan bu cesur şehidin şahadet yıldönümünü idrak etmekteyiz. Nesebi: Ebu Talib oğlu Müminlerin Emîri Hz. İmam Ali oğlu Cennet Gençleri’nin Efendisi Hz. İmam Hasan oğlu Hz. Hasan oğlu Abdullah-ı Mahz oğlu Ebul Hasan İbrahim. Babasına “Mahz” yani “saf, katışıksız” denmesinin sebebi Ebu Taliboğulları’nın pek şerefli büyüklerinden biri olmasıdır. Annesi Hz. İmam Huseyn’in (Allah'ın selâmı üzerine olsun) kızı ve babası da Hz. İmam Hasan’ın (Allah'ın selâmı üzerine olsun) oğludur. Çok ağırbaşlı ve heybetli bir şahsiyettir. Oğlu Seyyid İbrahim’e “Ahmer-ul ayneyn/ Kızıl gözlü” denmesinin sebebi göz bebeklerinin renginin kızıl oluşudur.

Seyyid İbrahim din, ilim ve takva ehli bir şahsiyet olduğu gibi şecaati ve atılganlığı ile de meşhurdu. Aynı zamanda da belagati ve Arapça okuduğu şiirlerin güzelliği ile de tanınırdı. Mansur el-Devânîkî’ye karşı yaptığı ayaklanmada Basra’daki Abbasîleri yenilgiye uğratıp Basra’yı kontrol altına aldı. Basra’yı yönettiği sırada güçlendi ve on bin Basralı savaşçıdan oluşan bir orduya sahip oldu. Fars memleketlerini fethetmek için de bir ordu yolladı. Yaşananların haberi Mansur’a ulaşınca koltuğundan olmaktan korktu. Çok sayıda ordu hazırlayıp üzerine yolladı. İki taraf Bahemrâ adı verilen bir yerde karşı karşıya geldi. Musa oğlu İsa komutasındaki Mansur’un ordusu yenildi ve Kufe’ye ulaşıncaya dek geri çekildi.

Mansur ardından Basralıları arkadan vurmak üzere çok sayıda ordu yolladı. Onlar da İbrahim’in ordusunun etrafını sardılar. İbrahim cesaretini; geceleri mihrapta ağlayan ve gündüzleri savaş meydanında gülen Müminlerin Emîri’nden (Allah'ın selâmı üzerine olsun) miras almıştı. Tüm yiğitliği ile hep ordusunun en önünde çarpışırdı. Savaşta bir ok İbrahim’in kalbine isabet etti ve onu Cennete ulaştırdı. H. 145 senesindeydi. Seyyid İbrahim şehîd olunca başı kesildi ve mızrak ucuna takılarak Kûfe’de bulunan Mansur’a getirildi. Böylece Mukaddes Kerbelâ’da yaşanan o unutulmaz facia akıllara geldiği. Emevîlerin başlattığını Abbasîler devam ettirmişti…

Huseyn el-Şibserî “Ashâb-el İmam-el Sâdik Aleyhisselâm/Hz. İmam Sadık’ın (O'na selâm olsun) dostları” isimli kitabında Hz. İmam Bâkır’ın (Allah'ın selâmı üzerine olsun) Seyyid İbrahim’e rahmet okuduğunu zikretmiştir. Aynı şekilde Ehlibeyt (Allah'ın selâmı hepsine olsun) şairi Dîbil’in Hz. İmam Rızâ’nın (Allah'ın selâmı üzerine olsun) meclisinde okuduğu “Tâ’iyye-tu Dîbil” adlı meşhur kasîdesinde anılmıştır.

Başı şöyle olan kasidede:

Ayetleri öğreten mekteplerdir (onlar), bir okuyanı olmadan boş haldedir

Vahiy yuvalarıdır, (ama artık) bomboş araziler olmuşlardır

Şair Dîbil’in şu bölümü okuyunca Hz. İmam Rıza’nın (Allah'ın selâmı üzerine olsun) ağlayıp rahmet okuduğunu görmekteyiz:

Bir de yeri Cevzecân toprağı olan bir kabir vardır;

Bir de Bahemra’da bir kabir, (üstünde) yıkıntılar (dahi) bulunmayan

Seyyid İbrahim’ in (Allah Ondan razı olsun) mubarek mezarı Irak’ın Musennâ (Simavâ) eyaletine bağlı Rumeyse kentinin on kilometre uzağında yer alan Benî Ârıd bölgesindedir. Halk arasında “Ebu Cevârîr” ya da “Ebu Kevârîr” olarak bilinir. Allah-u Teâlâ’nın kutlu kabrine yerleştirdiği bereketlerden istifade etmeyi arzulayan ziyaretçiler Irak’ın dört bir yanından ziyaretine gelir.
Okur yorumları
Yorum bulunmuyor
Yorum ekle
İsim:
Ülke:
E-posta:
Paylaş: