Seyyid Safi’den Şeyh Tusi'nin Mirasına Işık Tutulması ve Necef-i Eşref'teki İlmi Hareketliliğin Güçlendirilmesi Çağrısı

Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi Şer'i Mütevellisi Muhterem Allame Seyyid Ahmed es-Safi, Şeyh Tusi'nin mirasına ışık tutulması ve Necef-i Eşref'teki ilmi hareketliliğin (aktivitenin) güçlendirilmesi çağrısında bulundu.



Bu çağrı, Necef-i Eşref İlim Havzası'nın kuruluşunun bininci yılını (milenyumunu) anmak amacıyla düzenlenen Birinci İlmi Hazırlık Konferansı etkinlikleri sırasında yapıldı. Konferans; Mukaddes Hz. Abbas (a.s.) Türbesi Mirası Yaşatma Yüksek Kurulu'na bağlı Şeyh Tusi Çalışmalar ve Tahkik Merkezi tarafından; El-Kefil Üniversitesi ve Toronto Şii Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenmektedir. Etkinlik; "Necef-i Eşref Havzası: 1000 Yıldır Süren Bağış” sloganıyla ve "İslami ve Batı Düşüncesinde Şeyh Tusi'nin Mirası: Çağdaş Yaklaşımlar" başlığıyla, Mukaddes Türbe'ye ait İmam Murtaza (a.s.) Kompleksi'nde gerçekleştirildi.



Seyyid Safi konuşmasına Irak içinden ve dışından gelen katılımcılara teşekkür ederek başladı ve Şeyh Tusi'nin (Allah O’na rahmet eylesin) Necef topraklarına gelişinin bininci yılı münasebetiyle, Necef'in zengin mirasını ihya etmek için emek sarf eden katılımcılara Yüce Allah'tan başarı ve mükafat diledi.



Seyyid es-Safi; İmamiyye tarihinin, gerek istinbat (hüküm çıkarma) metodolojisinde gerekse araçlarında İmamiyye düşüncesinin gelişiminde derin izler bırakan seçkin şahsiyetlerle dolu olduğuna işaret etti. Bu alimlerin geride muazzam bir miras bıraktığına ve bu mirasın bir kısmının, özellikle dil, edebiyat ve ses (fonetik) ilimleri alanındakilerin, hala daha fazla keşif ve incelemeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti.



Seyyid es-Safi, bu ilmi yolda açık ve derin bir etkisi olan Şeyhu't-Taife (Mezhebin Büyük Üstadı) Şeyh Tusi'nin makamından; hayatını ilme ve sebata nasıl adadığından ve gençliğinde kendisinden önceki büyük alimlerden nasıl istifade ettiğinden bahsetti.



Şeyh Tusi'nin, ilminin enginliği; Kelam, Fıkıh, Tarih ve Akaid alanlarındaki eserlerinin çokluğuyla tanınan Şeyh Müfid'in en iyi öğrencilerinden biri olduğunu vurgulayan Seyyid es-Safi; Necef'in ilmi tarihinin Şeyh Tusi'nin adıyla ve onun ilmi hareketi yaşatmadaki rolüyle bütünleşmiş olması nedeniyle, Necef'in Şeyh Tusi'yi çok yönlü olarak tanıtmaya öncülük etmesi gerektiğini ifade etti.



Seyyid Safi, Necef'in bugün dersleri, Merceiyet makamlarının ve alimlerinin varlığı sayesinde ilmi canlılığını yeniden kazandığını belirterek; Müminlerin Emiri'nin (a.s.) himayesinde olduğu sürece Allah'ın onun izzetini ve bereketini daim etmesi için dua etti.



Ayrıca, Resulullah'ın (s.a.a.) ilim şehrinin kapısı olan Müminlerin Emiri'nin (a.s.) himayesinde olduğu sürece, Necef'in sancağının hep yükseklerde olacağını vurguladı.







Konuşmanın Tam Metni:



Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun. Salat ve selam, yaratılmışların en hayırlısı Ebu'l-Kasım Muhammed'e ve onun tertemiz, pek pâk Ehlibeyt'ine olsun.



Değerli Kardeşlerim, Saygıdeğer Hazirun, Faziletli Beyefendiler; Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun...



Gerek Irak içinden gerekse dışından gelerek teşrifleriyle bizleri onurlandıran tüm değerli kardeşlerime en derin şükranlarımı sunuyorum. Şeyh Tusi'nin (Allah O’na rahmet eylesin) Necef topraklarına gelişinin bininci yıl dönümünü anmak suretiyle, bu zengin mirası, Necef mirasını canlandırmaya yönelik çaba harcayan (sizlere) Yüce Allah'tan kendilerine başarı ve sevap niyaz ediyorum.



Şu anda Şeyh ile ilgili pek çok konudan bahsetmeyeceğim; bu konu, her biri kendi uygun gördüğü şekilde katkılarını sunmak (kovasını daldırmak) üzere araştırma tebliğlerini hazırlayan değerli araştırmacılara bırakılmıştır. Ancak aceleyle şunu belirtmek isterim ki; tarihimizde –İmamiyye tarihinde– parlak isimler, önemli isimler vardır ve bunlar İmamiyye düşüncesinin gelişiminde, gerek istinbat (hüküm çıkarma) sürecinde gerekse istinbat araçları sürecinde çok net izler bırakmışlardır. Bize çok muazzam bir miras bırakmışlardır; hatta bu mirasın bir kısmı, örneğin edebi ilimler, dil ilimleri ve hatta ses (fonetik) ilimleri ve bu sanatla ilgili konulardaki derinliği henüz tam olarak ortaya çıkarılmamıştır.



Hala çeşitli ilimlerden bahseden iyi bir miras ve el yazmaları koleksiyonu mevcuttur.



Burada “Şeyhu't-Taife” Şeyh Tusi'nin (Allah O’na rahmet eylesin) konumu öne çıkmaktadır. Bildiğiniz üzere o, vaktinin çoğunu Bağdat'ta geçirmiştir. Öyle ki "Et-Tehzib" kitabını henüz 25 yaşındayken yazmıştır. H. 413 yılında vefat eden Şeyh Müfid'in (Allah O’na rahmet eylesin) önde gelen öğrencilerindendi. Daha sonra Seyyid Murtaza (Allah O’na rahmet eylesin), H. 436 yılında Refik-i A'la'ya (Hakka) yürüyene kadar Bağdat'ta İmamiyye mirasını koruma görevini üstlendi. Ardından Şeyh Tusi (Allah'ın rızası onun üzerine olsun), en hayırlı düşünce için en hayırlı sorumlu olarak bu görevi devraldı ve Bağdat'taki en öne çıkan şahsiyet oldu.



Ta ki bazı fitneler yaşanana kadar... Ne yazık ki tarihimiz, genellikle intikam ruhunun hakim olduğu, kütüphanelerin yakılması veya şahısların kovuşturulması gibi mezhepsel fitnelerle doludur.



Şüphesiz Şeyh Tusi (Allah O’na rahmet eylesin) açık bir semboldü ve hayatı tehlike altındaydı. Sonunda H. 448 yılında Necef-i Eşref'e sığındı ve H. 460 yılına kadar orada kaldı. Şerif ömrü yaklaşık 72-73 yıldı.



Hakikatte, Şeyh Tusi'nin bir şahsiyet olarak özellikleri birçok açıdan incelenebilir. Birincisi: O, dahilerden sayılan bir şahsiyettir; hayatı boyunca ilim ve sebat yolunda çaba sarf etmiştir. Gençliğinin baharında, kendisinden önceki tüm büyük alimlerden istifade etmeye yönelmiştir. Şeyh Müfid'in (Allah O’na rahmet eylesin) hayırlı bir öğrencisiydi. Şeyh Müfid; ilimleri kendinde toplayan, geniş bilgi birikimine sahip, gerek Kelam ilminde gerekse diğerlerinde çokça eser vermiş bir zattı. Tarih, vakıalar, akaid ve fıkıh alanlarında yazdı. Hatta Şeyh Tusi, onun meşhur "El-Mukni'a"risalesini ilgi odağı yapmış ve "Et-Tehzib" kitabında delillerini açıklamıştır. Faziletli beylerin de bildiği gibi bu kitap, "El-Mukni'a" kitabındaki hadislerin tahkikini (tahricini) içerir.



Şeyh Müfid'in büyüklüğünün alametlerinden biri de; uzaktaki ve yakındaki, muhalif ve muvafık herkesin onun faziletini itiraf etmesidir. Hatta bazıları (muhalifleri) onu çokça övmüş, ancak H. 413'te vefat ettiğinde –kendi tabirleriyle– "Allah beldeleri ve kulları ondan rahatlattı" demişlerdir; zira Şeyh Müfid birçok ilimde bir deliller ansiklopedisi (gibiydi).



Şeyh Tusi burada oturdu, burada eğitim gördü ve aynı zamanda Seyyid Murtaza'nın yanında bulundu. Sonunda Necef-i Eşref'e geldi ve orada (ilimden) kopmadı.



Şeyh Tusi'nin eserleri çok ve kapsamlıdır. Bugüne kadar, Şeyh Tusi'nin Rical veya Fıkıh ilmindeki bazı sorunları ele alış tarzını anlamakla iftihar ediyoruz. Hatta Şeyh Tusi'nin "Meşyaha"sını şerh etmeye girişen kişi, bu uzmanlık alanında ilim sahibi faziletli kişilerden sayılmıştır. Fıkıh ekollerindeki büyük alimler, belirli bir meseleye değindiklerinde; ister "El-Mabsut"ta, ister "El-Hilaf"ta, isterse "En-Nihaye"de olsun, Şeyh'in görüşünü göz ardı etmezler. Bu bir şeye delalet ediyorsa, o da Şeyh Tusi'nin bin yıl sonra bile hala hayatta olduğudur. Evet, Şeyh Tusi ilmiyle ve mirasıyla hala yaşamaktadır.



Bu mübarek ömürle birlikte, Şeyh Tusi'nin yaşı 72 değil, bin yıldır. Allah dilerse ve Necef'te dünya hayır ve afiyetle sürerse, ayrıca Kum gibi diğer ilim merkezlerinde de durum böyledir; bunların hepsi Şeyh Tusi'nin (Allah O’na rahmet eylesin) ömründendir.



Öyleyse, biz Necef-i Eşref'teyken Şeyh Tusi'yi birden fazla açıdan ele almayı üzerimize bir vazife olarak gördük. Necef tarihi Şeyh Tusi ile özdeşleşmiştir. Gerçi Necef, Şeyh Tusi'den önce de Müminlerin Emiri'nin (a.s.) medfun bulunduğu yer olması hasebiyle mevcuttu ve medeni bir şehirdi; tarihçilerin dediği gibi orada bir ilmi hareket de vardı. Ancak bu, Şeyh Tusi'nin ruh üflediği o hareket gibi değildi. Şeyh Tusi'nin azameti açısından şu bize yeter ki; ilmi otoritesi ve derslerindeki görüşlerinin gücü nedeniyle, ilmi görüşleri yaklaşık 80 yıl boyunca hakimiyetini sürdürmüştür.



Hatta Şeyh Tusi'ye ilmi görüşünde muhalefet etmek kolay bir iş değildi. Ta ki Şeyh İbn İdris gelene kadar... Söylendiğine göre o bu durumu değiştirdi ve en iyisini yaptı; çünkü içtihadi ilim hareketinin güçlü kalması gerekir.



Bugün bir projenin mukaddimesinde (başlangıcında) duruyoruz. İnşallah bu alandaki uzman tüm kardeşlerin yardımıyla başarıya ulaşacaktır. Bu proje, bu mübarek binyıla, Şeyh Tusi'nin yerleştiği yıl olan H. 448'de başlayan Necef-i Eşref Binyılı'na önem vermektir. H. 1448'de tam bin yıl tamamlanmış olacaktır.



Bu konferansın başlığında da belirtildiği gibi "1000 Yıldır Süren Bağış"... Tarihsel olarak bilgi sahibi olanlar bilir ki; Kerbela, Hille-i Feyha, Şam, Meşhed ve hatta İsfahan gibi o beldelerdeki ana havzadan dallanan havzalar ortaya çıkmış olsa da, Necef-i Eşref'teki havza çekirdeği güçlü kalmış ve yok edilememiştir. Ülkenin geçmişte yaşadığı ve bizim de tanık olduğumuz çağdaki şiddetli olaylara, Necef-i Eşref'teki fikri hareketi yok etmek (kürtaj etmek) uğruna önceki rejimlerin uyguladığı zulme rağmen bu böyledir.



relatedinner



Bugün Allah'a hamdolsun Necef; ilmi hareketliliğiyle, Büyük Mercilerin ve faziletli alimlerin varlığıyla ve derslerle gençliğini ve aktivitesini geri kazanmaktadır. Yüce Allah'tan ömürlerini uzatmasını ve tüm faziletli kişileri Necef'in bereketlerinden feyizlenmeye muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz.



Yüce Allah'tan; Resulullah'ın (s.a.a.) ilim şehrinin kapısı olan Müminlerin Emiri'nin (a.s.) himayesinde olduğu sürece, Necef'in sancağının hep yükseklerde kalmasını diliyoruz. İnşallah, ana konusu Şeyh Tusi ve Necef-i Eşref olan kıymetli araştırmaları dinleyeceğiz.



Bugün aramızda Kanada'daki akademik üniversitelerden değerli misafirlerimiz de var. Onlar da Müslüman olmayanlar nezdinde bile Şeyh Tusi'nin eserlerine ışık tutmak için buradalar. Bu, Şeyh Tusi'nin açtığı bir fetihtir ve bu konumda olduğu sürece her türlü övgü ve takdiri hak etmektedir.



Konferansı düzenleyen kardeşlere şükranlarımı ve ilgimi yineliyorum, Allah onları hayırla mükafatlandırsın. Teşekkürlerim, bu mübarek münasebetle bize gelen siz değerli haziruna da yöneliktir. Yüce Allah'tan, İmamiyye düşüncesinde açık izleri olan Şeyh Tusi ve emsalleriyle ahdimizin daima yenilenmesini niyaz ediyorum.



Dualarımızın sonu, Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdetmektir. Allah'ın salatı Muhammed'e ve onun tertemiz, pek pâk Ehlibeyt'ine olsun.

Okur yorumları
Yorum bulunmuyor
Yorum ekle
İsim:
Ülke:
E-posta:
Paylaş: