Yüce Dini Merceiyet’in Cuma hutbesinde üzerinde durduğu en önemli noktalar…

Yüce Dini Merceiyet temsilcisi Şeyh Abdulmehdî Kerbelâî (İzzeti daim olsun) ; 4 Ocak 2019 (27 Rebîülâhir 1440) Cuma günü Hz. İmam Huseyn’in (Allah'ın selâmı üzerine olsun) Mukaddes Ziyaretgâhının ana avlusunda kıldırdığı Cuma namazının ikinci hutbesinde toplum gerçeğini ilgilendiren bir dizi ahlaki, eğitimsel ve sosyal hususa değindi. Hutbenin en önemli noktaları şöyleydi:


  • - Toplumun ahlakî sistemini ve barış içerisinde bir arada sosyal yaşamı tehdit eden olgular vardır.

  • - Kişinin itibarı ile; bir şahsa ya da sosyal unsura ait sosyal konumu ve mevkii kastediyoruz. Bu sosyal konum ve mevkii de (kişi ya da sosyal unsurun) dini, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi bileşenlerinin inşa ettiği yapısından veyahut bu bileşenler göz ardı edilerek, sadece insan olmasından gelen bir konum ve mevkiidir.

  • - Her bir şahsın dini bir yapıya, fikri bir yapıya, kültürel bir yapıya, ahlakî bir yapıya veya sosyal bir yapıya ait bileşenleri vardır. Bu bileşenlerden bu kişiye bir sosyal konum ve toplumsal mevki inşa edilir.

  • - İnsan Allah-u Teâlâ’nın yaratıp şerefli ve diğer yaratılmış olanlardan üstün kıldığı bir mahlûktur (yaratılmıştır).

  • - İnsanın mutlaka bir sosyal yeri olmalıdır. İnsanın buna fıtrî olarak ihtiyacı vardır ve sosyal yaşamını devam ettirebilmesi için bu konum zorunludur.

  • - Sosyal itibarı düşürme, insanın fıtratına aykırıdır.

  • - İnsanın saygınlığının ve insanlığının korunmasının zorunluludur ve bu buna da aykırıdır.

  • - Her birimiz her birimiz; maddi ve manevi işlerimizin görülmesi için başkalarının bizimle işbirliği yapmasına, dayanışmasına ve destek olmasına muhtaçtır.

  • - Eğer ben toplumda kabul edilen, saygı gösterilen ve takdir edilen bir kimse isem kişiliğimin itibarını korurum. O zaman maddi ve manevî olarak ihtiyaç duyduğum bileşenler de sağlanır. Ancak kişiliğimi toplum ortamında bitirilirse insanlar benden uzaklaşacaktır.

  • - İnsan bu gözden düşürmenin sonucunda psikolojik bozukluklar yaşar.

  • - Toplum maddi ve manevî ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olmayacağı için de sıkıntılar çeker.

  • - Toplumda gözden düşürmenin (karalama kampanyasının) varlığı dini, ahlakî ve kültürel bir bozukluğun var olduğunun göstergesidir.

  • - Bazen bu bozukluk az sayıda bireyler düzeyinde olur; çünkü toplum bu olguyu çirkin görüp şiddetle reddeder.

  • - Toplumda gözden düşürmek (kişilerin itibarını bozma kampanyaları yürütmek) dine de, insani örfe de, insan fıtratına da aykırıdır.

  • - Bu toplumda gözden düşürme olgusu toplumsal bir olguya dönüşürse tehlikesi artar.

  • - Bu olgu eğer çok sayıda birey düzeyinde ya da dini, etnik veya toplumsal varlıklar arası bir olgu düzeyinde olursa toplumu yıkıcı etkileri olacaktır.

  • - Toplumda gözden düşürme olgusu rivayetlerin dilinde ‘müminin hürmeti çiğneme’ ya da ‘müminin saygınlığını çiğneme’ veyahut ‘müminin efendiliğini yıkma’ şeklinde ifade edilmiştir.

  • - Herhangi bir gerekçe olmaksızın birilerini toplumda gözden düşürücü eylemlere girişmek (rivayetler dilinde) ‘ırz’a saldırı olarak sayılmıştır. (Buradaki ırz, gelenekel anlamıyla ‘ırz’ değil; itibardır).

  • - Bizler bu gözden düşürme işini basit bir şey sayıyoruz; ama kıyamet günü geldi mi onun en büyük yasaklardan olduğu açığa çıkacaktır.

  • - Üzerimize düşen konuştuğumuzda ve yazdığımızda (bunu yapan kimse olmamaya) dikkat etmektir.

  • - Birilerinin toplumsal itibarını zedeleme ve bu itibara zarar verme konusu uzun bir konudur ve ona önem verilmesini, ilgi gösterilmesini hakeden bir konudur. Çünkü bu olgu bizim ahlak sistemimizi de bir arada barış içerisinde sosyal yaşam sürmemizi de tehdit eden bir tehlikedir.

Okur yorumları
Yorum bulunmuyor
Yorum ekle
İsim:
Ülke:
E-posta:
Paylaş: